Mersin ve Ilçeleri, Tatilcilere Kucak Açıyor

1679 kez okundu 09 Haz 2015 (17:04)

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Mersin ve ilçeleri zengin tarihi ve kültürel mirası ile doğal güzelliklerinin yanı sıra tertemiz deniziyle de tatilcilere kucak açıyor.


Mersin ve Ilçeleri, Tatilcilere Kucak Açıyor

Yaklaşık 9 bin yıllık geçmişe tanıklık eden Mersin, 321 kilometrelik sahil şeridi tatilcilere çeşitli farklı güzellikleri tattırma imkanına sahip. Cami ve kiliselerin bir arada bulunduğu, farklı dinlerden insanların cenazelerinin yan yana defnedildiği Şehir Mezarlığı ile Mersin ''hoşgörü kenti'' unvanını hak ediyor.

Birçok eserin yer sıkıntısı dolayısıyla sergilenemediği kent müzesi tarihe tanıklık etmek isteyenler için önemli bir yer. Ancak tarihi dokuları yerinde görmek isteyenler için de merkez Mezitli ilçesindeki çok sayıda sütunun yüzlerce yıl ayakta kaldığı Soloi Pompeiopolis Antik Kenti, ziyaretçilerin uğrak mekanları arasında yer alıyor.

Yazın sıcak aylarında yaylaların ilgi gördüğü kentte, merkeze 44 kilometre uzaklıktaki Çağlarca, şelalesi ve alabalık tesisleriyle ilgi çekiyor. Özellikle Arap turistlerin tercih ettiği köye gelenler, bu arada yörede üretimi yaygınlaşan kiviyi de ağacından kopararak tatma imkanı buluyor.

Doğusundan batısına kadar her yeri tarih kokan Mersin'in doğusunda yer alan Tarsus ilçesi ''inanç turizmi'' açısından önemli bir potansiyeli barındırıyor.     

Papa 16. Benediktus tarafından 2008 yılında ''Saint Paul Yılı'' ilan edilmesi dolayısıyla Hz. İsa'nın 12 havarisinden biri St. Paul'un yaşadığı yer olan ve Vatikan'ın ''hac'' yeri kabul ettiği Tarsus, geçen ay yapılan etkinliklerle dikkatleri üzerine çekti. St. Paul'un evi ve kuyusu ile St. Paul Anıt Müzesi'nin bulunduğu Tarsus, Müslümanlar için de önemli merkezlerden biri olarak kabul ediliyor.

Danyal Peygamber'in makamının bulunduğu Makamı Şerif Camisi ve Danyal Peygamber Kabri, ilçede görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Rivayete göre, MS 2. yüzyıl başlarında dönemin hükümdarı Dakyanus'un zulmünden kaçan Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Dekarnuş, Sazenuş, Kafetaltayuş ve köpekleri Kıtmir'in sığındıkları ve 309 yıl uyudukları Eshab-ı Kehf Mağarası da Deler köyünde bulunuyor. Halk arasında ''Yedi Uyurlar'' olarak bilinen mağara, ziyaret edilecek önemli yerlerden.     

Mersin'in batısında yer alan Erdemli ve Silifke ilçeleri ise günümüze kadar ayakta kalabilen görülmeye değer çok sayıda tarihi eserin yanı sıra denizi ve doğal güzellikleriyle dikkat çekiyor.        

KAPLUMBAĞALARLA DENİZ KEYFİ

Sahil yolu boyunca ve iç kesimlerde görülmeye değer yerlerin başında, Erdemli'ye bağlı beldeye adını veren, deniz içindeki adacık üzerine kurulu Kızkalesi geliyor.

Toroslar'da sıkça rastlanan doğal çukurların en büyüklerinden biri olarak nitelenen obruğun yanında kurulan ve ilk çağlardan beri kutsal işlev gördüğü sanılan Kanlıdivane Antik Kenti de görülmesi gereken güzellikte.

Türk hakimiyetine girdikten sonra Türkmen aşiretlerinin kışlak olarak kullandığı ''Kanlıdivane''nin adının, Türkmen aşiretlerinde zaman zaman toplanıp kararlar aldıkları yerlere divan denildiği ve obruk içindeki kayalık ve harabelerin kan gibi kırmızı renkte olmasıyla ilgili olduğu ileri sürülüyor. Halk arasında ise suçluların obruk içine bırakılıp arslanlara parçalatılmasından dolayı bu adı aldığı söylentisi bulunmakta.

Erdemli ilçesine bağlı Limonlu beldesine 10 kilometrelik mesafede, sarp yoldan Toroslar'a doğru gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, sık ağaç yapısı, buz gibi akan çayı ve kuş sesleriyle doğa ile baş başa kalmak isteyenler için adeta ''saklı cennet''... Merkeze yaklaşık 45 kilometre uzaklıktaki vadi, zorlu yol koşullarına karşın ayağını buz gibi suya uzatarak keyif yapmak isteyenlere, gürültüden uzak serin bir ortam sunuyor.

Erdemli'den Silifke'ye giderken sıcaktan bunalanlar ise çok sayıda halk plajından birinde denize girerek serinleyebilir. Özellikle Akyar denilen kesimde, kayalıklardan denize karışan soğuk su, yüzerken insanlara ayrı bir keyif sunuyor.

Silifke sınırlarındaki Cehennem ve Cennet de ziyaretçileri bekliyor. Sahile yakın mesafede bulunan ve kayalara oyulmuş yaklaşık 450 basamakla dibine ulaşılan Cennet çukuruna inip çıkmak bir saati buluyor. Burayı görmek için inip-çıkanlar yürüyüş sonunda çevrede bulanan restoranlardan köpüklü ayranını içerek hem susuzluklarını giderebilir hem de yorgunluklarını atabilir.    

Bu obruklara yakın mesafede bulunan ve ''havasının astımlılara iyi geldiğine inanılan'' Astım-Dilek Mağarası, özellikle hastalar ve geleceğe yönelik beklenti için dilek dilemek isteyenler tercih ediliyor.

Silifke'den daha iç bölgelere doğru yolculuğu göze alanlar Uzunburç beldesindeki Uzuncaburç Antik Kenti'ni görebilir. Antalya'daki Side Antik Kenti kadar zengin tarihi dokuya sahip olmasına karşın, tanıtım eksikliği nedeniyle pek bilinmeyen ve Mersin'in ''Side''si olarak nitelendirilen bölge, sütunlu caddesi, tiyatrosu, Helenistik anıt mezarları, tören kapısı, tapınakları ve kulesi ile önemli tarihi mekanlardan biri.

Aydıncık ve Bozyazı ilçelerinden geçilerek ulaşılan Anamur'da, Ören beldesindeki birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Anemurium Antik Kenti, geniş bir alana yayılan tarihi kalıntıların yanı sıra denizi ile de ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Antik kent, dağlık alana yayılan nekropol, su kemerleri, tiyatro, odeon, hamam ve mozaiklerin bulunduğu tarihi kalıntıların yanı sıra tertemiz denizi ile de ilgi çekiyor.

Bu 3 ilçede denize girmek isteyenler, sıklıkla deniz temizliğin göstergesi olarak nitelendirilen deniz kaplumbağası caretta carettaların yuvalarıyla karşılaşması muhtemel... Denize girildiğinde renkli balıkların çıplak gözle dahi görülebildiği bu coğrafyada deniz kaplumbağaları tatilcilerin yanında kulaç atan bir ev sahibi gibi görülmesi ise bazı şanslı tatilcilere nasip oluyor.

Kısacası tatil rotasına Mersin'i ekleyen, tarihi mekanda yolculuk yaparken, masmavi Akdeniz'in sularında serinleyebilir. Bu sırada ise eşsiz doğa güzellikleri tatile paha biçilmez bir lezzet katıyor.


Haberi Facebook'ta Paylaş


Bu Haber'e ( Henüz yorum yapılmadı..)